Ana Sayfa Teknoloji 10 Ağustos 2018 13 Görüntüleme

Mağarada Mahsur Kalan Çocukları Bekleyen En Büyük Tehlike: Karanlık

Tayland'da antrönerleri ile bir mağarada mahsur kalan 12 çocuk günler sonra bulunsa da kurtarılmaları uzun zaman alacak. Peki bu kadar uzun süre karanlıkta kalmak çocuklar üzerinde ne tür etkilerde bulunabilir?

KARANLIKTA KAYA PARÇASININ ÜZERİNDE OTURUYORLAR

Tayland'ın kuzeyinde futbol antrenörleriyle geziye gittikten sonra bir daha haber alınamayan 12 erkek çocuk, dokuz gün sonra bulundu. Çocuklar kilometrelerce uzayan bir mağara kompleksinin içinde karanlık, ıslak, kaçıp kurtulması zor ve tehlikeli bir kaya parçasının üzerinde oturuyorlardı. Yoğun yağışlar nedeniyle mağarayı su bastığı için dolambaçlı tünellerden geçerek sığınacakları bu yüksek kaya parçasını bulmuş, kurtarılmayı bekliyorlardı.

4 AY BEKLEYEBİLİRLER

2 Temmuz'da kendilerine ulaşılan çocuklara yiyecek verilmiş, sağlık kontrolünden geçirilmişlerdi. Hiçbirinde ciddi bir sorun yoktu. Ancak yeni yağışlar bekleniyordu ve çocukların kurtarılabilmesi için suların çekilmesi gerekiyordu. Bu ise dört ay sürebilirdi.

ZAMAN ALGISI BOZULABİLİR

Yerin yüzlerce metre altında mahsur kalmanın yarattığı psikolojik travmanın yanı sıra, gün ışığından mahrum olmak da çocukların zaman algısını olumsuz etkileyebilir; depresyon, uykusuzluk ve grup içinde uyuşmazlık gibi risklere yol açabilir.

DENEYEN OLDU

Peki vücudun karanlığa karşı nasıl bir tepki gösterdiği konusunda ne biliyoruz? Bu çocuklar için ne tür önlemler alınabilir?

Bir mağarada aylar boyunca mahsur kalma olayına daha önce de rastlanmıştı. 1962'de Fransız jeolog Michel Siffre, Nice yakınlarındaki bir yeraltı mağarasında iki ay geçirerek saat, takvim, gün ışığı ve insan kontağı olmadan yaşamanın vücudu üzerindeki etkilerini araştırmıştı.

Her sabah kalktığında, yemek yediğinde ve uyumadan önce yer üstündeki ekibine telefon ediyor, yaptığı her şeyi kayda geçiyordu. Bir gün ekibi arayıp çıkması gerektiğini, iki ayın dolduğunu söylediğinde onlara inanmamıştı. Siffre'nin zaman algısına göre sadece bir ay olmuştu. Sürekli karanlıkta kalmak onun zaman algısını bozmuştu.

İLK SORDUKLARI ZAMANDI

Taylandlı çocuklar da bulunduklarında, sordukları ilk sorulardan biri, ne kadar süredir mağarada olduklarıydı.

Siffre'nin notlarından çıkan ilginç sonuçlardan biri de, normal yaşamındaki gibi mağaradaki zamanının yaklaşık üçte birini uyuyarak geçirmesine rağmen, uyku/uyanıklık döngüsü 24 saat değil, 24 saat 30 dakika olmuştu. Mağarada, dışarıdaki gibi saate bağlı değil, iç vücut saatine göre hareket ediyordu.

UYKU DÜZENİ DEĞİŞİYOR

Aynı şey tamamen kör olan kişilerde de gözleniyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte, bazılarında bu vücut saati döngüsü 24 saatin biraz altına inerken bazılarında 25 saate yaklaşıyor. Bu kişilerin uyku saati artık dış dünya ile uyumlu olmaktan çıkıp günden güne değişen bir hal alıyor.

YARIM SAAT BİLE ÇOK BÜYÜK ETKİLER YARATIYOR

İç vücut saati 24,5 saat olan biri Pazartesi günü 08.00'de uyanırken, Salı günü 08.30'da, Çarşamba günü 09.00'da uyanacak, iki hafta sonra ise gerçekte sabah saat 08.00 iken, vücut akşam saat 20.00 olarak düşünecektir.

SÜREKLİ JETLAG HALİ

Tıpta buna '24 saat olmayan uyku uyanıklık ritim bozukluğu' adı veriliyor. Bu rahatsızlığı olan insanlar, vücut saatleri yaklaşık olarak normal saatle uyumlu olduğunda normal bir uyku uyurken, bir süre sonra, yani vücut saati normalden sapmaya başladığında gece uykusuzluk çekip gündüz uyuklamaya başlar. Bu durum sürekli bir jetlag haline benzetilebilir.

Bu iç ritimleri sağlayan, beyinde üst kiyazmatik çekirdek (SCN) adı verilen ve kaşlar arasında iki cm derinlikte bulunan bölgedir. Buranın dış dünya ile bağlantısı, retina arkasındaki ışığa karşı duyarlı hücreler sayesinde olur. Kendi iç saatimiz 24 saatten biraz daha uzun veya kısa da olsa, her gün gün ışığının göze düşmesi ile bu ayarlar normale döner ve vücut saati dış dünyadaki aydınlık/ karanlık döngüsü ile uyumlu hale gelir.

 

UYKU SORUNLARIN DOĞMASINA SEBEP OLUYOR

Uzun süre karanlık bir yerde kalmak veya gözün ışığı algılamayacak derecede hasar görmesi ile bu bağlantı kopmuş olur.

İşte Taylandlı çocuklar da benzer bir deneyim yaşıyor olmalı. Bütün çocukların vücut saatinin aynı olması mümkün olmadığından, her birinin uykulu ve uyanık hissettiği zamanlar giderek farklılaşacaktır. Bu sınırlı kapalı alanda bazıları uyumak isterken bazılarının uyanık olması bir süre sonra sorunların doğmasına neden olabilir.

Diğer dokularımızın da kendi saatleri var. Bunlar SCN sayesinde birbiriyle senkronize olur. Bunun bozulması ile diğer saatler de karışır. Bu durum depresyon, uykusuzluk, metabolik ve hormonal sorunlar, konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlara neden olur.

Ancak bu durum önlenebilir. 2010'da Şili'de 33 madenci 69 gün boyunca yeraltında mahsur kaldığında, dışarıdaki doğal aydınlık ve karanlık döngüsünü taklit etmek üzere 'vücut saati aydınlatması' için özel cihazlar gönderilmişti.

Tayland'da da benzer bir yöntem izlenebilir. Burada gündüz saatlerinde kullanılan yapay ışık yeterince güçlü ise SCN'nin uyum sağlaması mümkün olabilir. Böylece vücudun dış dünya ile senkronize olması sağlanabilir.

Tema Tasarım | Osgaka.com
kamera sistemi guvenlik sistemi hirsiz alarm sistemi bakici kamera sistemi apartman kamera sistemi guvenlik kamera sistemi